ABD ordusu, savaş alanlarındaki tehditlerin yanı sıra, akıllı telefonlar aracılığıyla ortaya çıkan bir veri güvenliği sorunu ile de mücadele ediyor. Askerlerin kullandığı mobil uygulamaların, kişisel verileri ve konum bilgilerini toplayarak, bu bilgileri reklamcılarla paylaşması, ordunun güvenliği için ciddi bir tehdit oluşturuyor. TechSpot’un aktardığına göre, bu uygulamalar, askerlerin kişisel alışkanlıklarını ve cihaz konumlarını yasal olarak veri aracılarında satıyor. Sonuç olarak, terör örgütleri ve düşman istihbarat servisleri bu bilgilere erişim sağlıyor.
Duke Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırma, bu sorunun ne denli basit ve tehlikeli olduğunu gözler önüne serdi. Araştırmacılar, veri ticareti yapan platformlarda askeri personele ait binlerce ilanın bulunmaktadır. Özellikle “Asker Aileleri” veya “Özel Askeri Personel” başlığı altında satılan paketlerin kişi başı maliyeti sadece 12 sente (yaklaşık birkaç kuruş) olduğu görüldü. Bu paketleri satın alan satıcılar, alıcıların kimliğini neredeyse hiç doğrulama gereği duymuyor; böylece, güvenlik kontrollerini geçmeden bankacılık işlemleriyle ödeme kabul ediyor.
Bir teknoloji uzmanı, bu ticari verileri kullanarak, ABD’nin Fort Bragg ve MacDill Hava Kuvvetleri üslerindeki askerlerin telefon hareketlerini izlemeyi başardı. Askerlerin, Türkiye üzerinden Kuzey Suriye’deki gizli bir operasyon üssüne kadar giden rotalarını haritalandırdı.
Almanya’da da benzer bir skandal yaşandı. Gazetecilerin 11 milyon telefondan elde edilen iki aylık konum verisi incelendiğinde, ABD askeri tesislerini ziyaret eden 12 binden fazla akıllı cihaz tespit edildi. Analizler, askerlerin telefon sinyallerinin, nükleer silahların depolandığı son derece gizli hangarlarla birlikte, üslerdeki eğitim alanlarında yoğunlaştığını ortaya koydu. Bu tür veriler, düşman istihbaratı için büyük bir avantaj sağlıyor.
ABD ordusunun durumu daha da ilginç hale getiriyor: Savunma İstihbarat Teşkilatı’nın, yabancı hedefleri takip etmek amacıyla, ticari piyasada satılan cep telefonu konum verilerini satın aldığını itiraf etmesi, bir çelişki yaratıyor. Ordu, askerlerini bu tür siber tehditler hakkında uyarırken, aynı zamanda bu verileri kullanarak istihbarat elde etmeye çalışıyor.
ABD’li milletvekilleri, Pentagon’un bu siber zafiyetin farkında olduğunu ancak gerekli önlemleri almakta yetersiz kaldığını belirtiyor. En büyük tepki, ilk uyarıların üzerinden tam 10 yıl geçmesine rağmen, CENTCOM’un askerlerin telefonlarında konum paylaşımını kapatma zorunluluğunu ancak Mayıs 2026’da yürürlüğe koyabilmesi oldu. Ordunun, askerlerin kişisel telefonlarını askeri sistemlerle bağlamasına izin veren uygulamaları desteklemesi, durumu daha da zorlaştırıyor. Milyar dolarlık savunma bütçelerine rağmen, bu basit veri pazarı karşısında ordunun karşılaştığı güvenlik açığı, tarihsel bir zaafiyet olarak kayıtlara geçiyor.