Sömürü düzenini birlikte yıkacağız

Tüm yasaklara rağmen emekçiler mücadele etmeye, bulundukları her yeri 1 Mayıs alanına çevirmeye devam ediyor. Hakları için direnişte olan işçi kadınlar, “Bu sömürü düzenini yıkacağız” diyor.

Sömürü düzenini birlikte yıkacağız

Yaren ÇOLAK

Koronavirüs nedeniyle 1 Mayıs bu yıl da alanlarda kutlanamıyor ama hakları için direnen işçi kadınlar bulundukları her yeri 1 Mayıs alanına çevirmeye kararlı. İşçi direnişlerinin ön saflarında yer alan kadınlar “Haksızlığa, eşitsizliğe, sömürüye, şiddete karşı bize her yer 1 Mayıs alanı, her gün 1 Mayıs. Mücadeleye devam!” diyor. Yalnızca kendileri için değil, tüm kadınlar için direndiklerini söylüyorlar.

Yaşamın her alanında kadınların tacize, mobbinge, şiddete maruz bırakıldığına dikkat çeken Sinbo direnişçisi Dilbent Türker, “Biz kadınlar kadın olduğumuz için hem toplumda hem de işyerlerinde ikinci cins sayılıyoruz. Şiddete maruz kalıyoruz, ucuz emek olarak lanse ediliyoruz. Yaşam alanlarımızda, işyerlerimizde yaşadığımız sorunlar son bulmuyor. Biz de tüm bu sorunların son bulması için mücadele ediyoruz ve edeceğiz” ifadelerini kullandı.

somuru-duzenini-birlikte-yikacagiz-870948-1.

KRİZ DÖNEMLERİNDE HEDEFTE İLK BİZ VARIZ

Pandemiden de en çok kadınların etkilendiğinin altını çizen Türker, “Okulların kapanmasıyla kadınların evdeki işleri arttı. Bu nedenle kadın işçiler istifa etmek zorunda kaldı. Kriz dönemlerinde genelde işverenlerin ilk hedefi olan kadın işçiler pandemide de ücretsiz izne çıkarıldı, Kod-29’dan işten atıldı. Kadınlara yönelik saldırıların hem iş alanlarında hem de toplumda daha çok arttığı bir süreçteyiz. Bu süreçte direndiğim için onur duyuyorum. Patron dayatmalarını da toplumun biçtiği rolleri de kabul etmiyoruz” diye konuştu.

Türker, şu sözlerle tüm kadınları birlikte mücadele etmeye çağırdı: “Ben Sinbo direnişçisi bir kadın olarak tacize, mobbinge karşı tüm kadınların ses çıkarmasını öneriyorum. Erkek egemen sistemle uzlaşılmaz, savaşılır. Erkek egemen sistemin öncüsü burjuvaya karşı da sokaklarda, evlerde, her neredeysek orada ses çıkarmalıyız. Gücümüzün farkına varıp birlikte mücadele etmeliyiz.”

TOPLUMSAL EŞİTSİZLİĞE KARŞI DİRENİYORUZ

Direnişlerinin tüm kadınlar için olduğunu vurgulayan Migros Depo işçisi Gülay Bekler, “Biz her şeye karşı direniyoruz. Baskıya tacize, mobbinge…” diye konuştu.

Bekler, işyerlerinde erkeklerden daha fazla kadınların baskıya maruz kaldığını belirterek “‘Bunlar kadın, çalışmaya mecburlar, ne desek yaparlar’ diyorlardı. Erkeklerden daha fazla çalıştırılıyorduk. Evde de durum bu. Evde de tüm yük bizim omzumuzda. Biz hem haklarımız için hem de bu toplumsal eşitsizliğe karşı direniyoruz” ifadelerini kullandı.

somuru-duzenini-birlikte-yikacagiz-870949-1.

İLK İŞ YERİM, İLK MÜCADELE YERİM

Sendikalaştığı için işten atılan Migros Depo İşçisi Sevim Göneş ise “Bu Migros direnişi hepimizin ilk direnişi. Tecrübesizlikle direndik. Benim hem ilk direnişim hem de ilk işim. Kendimi nasıl savunacağımı, hakkımın peşinden nasıl gideceğimi bu direnişten öğrendim” diyerek direnişini anlattı. Göneş, sömürü düzenine karşı en önde direnmekten korkmadıklarını şöyle ifade ediyor: “Kadınlar sokakta, işyerinde, evde her yerde tacize, tecavüze, şiddete maruz kalıyor. Onları teşhir etmeli ve direnmeliyiz. Tüm bu sömürü düzenine karşı biz kadınlar en önde direnmekten korkmuyoruz.”

somuru-duzenini-birlikte-yikacagiz-870950-1.

HAKKIMIZ OLANI SONUNDA ALACAĞIZ

Kadınların patronlar tarafından ucuz işgücü olarak görüldüğünü vurgulayan SML Etiket Derya Sırbudak, ise yaklaşık üç aylık direnişlerini anlatıyor. Sırbudak, “22 arkadaşımızla birlikte sendikaya üye olduğumuz için işten çıkarıldık. Biz de direnişe geçtik. Kadınlara mobbing vardı. Benzer işi yaptığımız erkek işçiler bizlerden daha fazla maaş alıyordu. Bizim çalıştırdığımız makinelerin işyükü her geçen gün artıyordu. Maaşımıza zam istediğimizde sürekli erteliyor, zam vermiyorlardı. İşverenler kadınları ucuz işgücü olarak görüyor. Bunu kabul etmiyoruz” şeklinde konuştu.
Pandemide uzaktan eğitimin de etkisiyle kadınların ev içindeki yükünün arttığına dikkat çeken Sırbudak, son olarak şunları söyledi: “27 Nisan’da da 1 Mayıs etkinliği yapacaktık. Yaka paça gözaltına alınıp darp edildik. Her yerimde zedelenmeler ezilmeler moruklar var. Ancak tüm bunlara rağmen direnişimize devam ediyoruz. Hakkımız olanı alacağız.”

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir