Kazım Koyuncu’nun aramızdan ayrılışının 17. yılı

Kazım Koyuncu, nüfusa geç kaydedildiğinden dolayı resmi doğum tarihi 10 Mayıs 1972 olsa da 7 Kasım 1971’de Artvin’in Hopa ilçesine bağlı Yeşilköy’de doğdu. Cavit Bey ve Hüsniye Hanımın 6 çocuğundan 5’incisi olarak dünyaya gelen sanatçı, babaannesinden masallar, Kemençeci Yaşar lakabıyla tanınan Yaşar Turna’dan türküler dinleyerek büyüdü.

6 AY HAPİS YATTI
Okumayı çok seven, müziğe ortaokul yıllarında babasının aldığı mandolinle başlayan Koyuncu, futbolla ilgilendi ve köydekilerin aksine sıkı bir Trabzonspor taraftarı oldu. Kazım Koyuncu, 1989’da köyünden ayrılarak İstanbul Üniversitesi’nde Kamu Yönetimi Bölümü’ne kayıt yaptırdıysa da üniversitede pek parlak bir öğrencilik dönemi geçirmedi. Üniversite’de bir yıl okuduktan sonra okulu bıraktı.
Kazım Koyuncu, sanatçı yönünün yanında, siyasi kimliğiyle de ön plana çıkan birisiydi. Hatta öğrencilik 1989 yılında 1 Mayıs bildirisi dağıttığı için 6 ay cezaevinde kaldı. Profesyonel müzik yaşamında da siyasi eleştirilerini açık olarak yapan Kazım Koyuncu bir röportajında, “Ben bir müzisyenim. Ondan sonra biraz Karadenizliyim, ama hepsinin ötesinde ben bir devrimciyim” demişti.

PROFESYONEL MÜZİĞE GEÇİŞ
Sanat tutkusu ağır basan ve müzik çalışmalarına o yıllarda ağırlık veren Kazım Koyuncu, 1992’de Ali Enver’le birlikte Dinmeyen isimli müzik gurubunu kurarak profesyonel müziğe adım attı.
Tiyatro oyunlarına da müzik yapan sanatçı 1993’te okulu bıraktı. Kazım Koyuncu, daha sonra okulu bırakma kararına ilişkin sorulan bir soruya, “Zor dönemler, o okulu bitirip kaymakam falan olacaksın ya da kendi istediğin işi yapacaksın ama hep soru işaretleri olacak, sonu nereye varacak? Bu tercihlerden soru işaretli olanını tercih ettim” cevabını vermişti.
Sanatçı, okulu bırakmasının ardından sadece müzik yapmaya karar vererek, Karadeniz müziğini rock müzikle birleştirip kendi tarzını oluşturdu.
Aynı yıl arkadaşlarıyla birlikte Zuğaşi Berepe adında bir grup kuran Koyuncu, hem yeni grubuyla hem Dinmeyen grubuyla çalıştı.
Koyuncu, yeni grubuyla ilk albümü Va Mişkunan’ı (Bilmiyoruz) 1995’te yayınlarken sanatçı, bu yeni tarzıyla müzikseverler tarafından olumlu tepkiler aldı. Bu arada Dinmeyen grubu 1996’da Sisler Duvarı albümünü çıkarmasının hemen ardından, Zuğaşi Berepe grubu ise ikinci albümleri İgzas’tan sonra 1999’da dağıldı. Sanatında yenilikler ve denemeler yapmaktan kaçınmayan, Karadeniz müziğinin hem sert hem de duygusal yapısını eserlerine taşıyan Kazım Koyuncu’nun ilk kişisel albümü “Viya!” ise 2001’de müzik marketlerdeki yerini aldı.

GÜLBEYAZ DİZİSİ VE KAZIM KOYUNCU
Koyuncu, esas tanınırlığını 2002’de yayınlanan Gülbeyaz isimli televizyon dizisinin müziklerini yapmasıyla elde ederken, dizinin ardından konser programları artmaya başladı ve 2004’te ikinci solo albümü Hayde’yi çıkardı.
Kanser teşhisi konulduğunda takvimler 2004’ün aralık ayını gösteriyordu ama doktorlar fazla yorulmaması gerektiğini söylese de sanatçı konserler vermeye devam etti. Son konserini 4 Şubat 2005’te Taksim’deki Yeni Melek Gösteri Merkezi’nde veren Kazım Koyuncu Koyuncu’nun o gün söylediği “Ha kanser ha konser” sözleri sevenleri tarafından unutulmadı. Koyuncu, hüzün kokan albümlerinde Türkçenin yanı sıra Hemşince, Lazca ve Gürcüce eserlere yer verirken, sadece Karadeniz bölgesinde değil, yurt içi ve yurt dışından geniş bir coğrafyada geniş bir kitle tarafından sevildi.

ŞAİR CEKETLİ ÇOCUK
Bir röportajında “Çocukken şiirle güzel oynuyordum. Şairlerle çok uğraşıyordum. Bir ceket yaptırmak istedim o zamanlar İstanbul’a gelirken, şair ceketi…” sözlerini sarf eden Kazım Koyuncu, tedavi gördüğü hastanede 25 Haziran 2005’te, 33 yaşındayken yaşamını yitirdi. Kazım Koyuncu, vefatından iki gün sonra, doğduğu köy olan Yeşilköy’de fındık ağaçlarının çevrelediği köy mezarlığında defnedildi.