Anayasa Hukuku Profesörü Gözler: Boğaziçi Üniversitesi ikiye bölünebilir

Anayasa Hukuku Profesörü Gözler: Boğaziçi Üniversitesi ikiye bölünebilir

Anayasa Hukuku Profesörü Kemal Gözler, Resmi Gazete’de 5 Şubat 2021 tarih ve 3519 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla, Boğaziçi Üniversitesi’nde biri Hukuk Fakültesi, diğeri İletişim Fakültesi olmak üzere iki yeni fakültenin kurulmasını değerlendirdi.

Resmi Gazete’nin Cumartesi günü kararlarına dikkat çekerek değerlendirmesine başlayan Gözler, İrfan Fidan’ın Anayasa Mahkemesi üyeliğine, Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne Cumartesi günü sabaha karşı yayımlanan Resmi Gazete kararlarıyla getirildiğini hatırlatarak, “İktidar artık önemli kararları bir tatil günü sabaha karşı yayınlamayı tercih ediyor!” dedi.

“DIŞARIDAN DEKANLAR ATANACAĞINI GÖRECEĞİZ”

“Bu iki Fakültenin geçmişte değil de şimdi kurulması bir rastlantı mı?” diye soran Gözler, şöyle konuştu:

* Boğaziçi Üniversitesi’ne 2 Ocak 2021 tarihinde Prof. Dr. Melih Bulu, Rektör olarak atandı. Ama Sayın Rektör, Üniversite tarafından benimsenmedi ve tepkiyle karşılandı. Hâlâ da bu tepkiler devam ediyor.

* Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesinde kendini destekleyecek iki adet öğretim üyesi dahi bulamadığı iddia ediliyor. Bir ayda sadece bir adet Rektör Yardımcısı atayabildiği, kendilerine teklif gelen bütün öğretim üyelerinin Sayın Bulu’nun tekliflerini reddettikleri söyleniyor.

* Eğer bu iddialar doğruysa, Boğaziçi Üniversitesinde saygıdeğer Rektör Melih Bulu’nun kendisini destekleyecek bir Üniversite Yönetim Kurulu ve Üniversite Senatosu oluşturamayacağı açık.

* Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri kompozisyonu bu şekilde sürdükçe, Rektör Melih Bulu’nun Üniversiteyi yönetmesi imkânsız. Çünkü Üniversitenin yetkili kurulları ya hiç oluşturulamayacak, ya da Melih Bulu’ya karşı olan öğretim üyelerinden oluşacak ve Sayın Rektör, bu kurullardan istediği kararları çıkartamayacak.

* İşte bir Cumartesi günü sabaha karşı alelacele Boğaziçi Üniversitesi’nde iki yeni fakülte kurulmasının sebebi pek muhtemelen budur. Pek muhtemelen önümüzdeki günlerde Boğaziçi Üniversitesi Hukuk ve İletişim Fakülteleri için dışarıdan dekanlar atanacağını ve derhal bu fakülteler için öğretim üyesi kadroları ilân edileceğini göreceğiz.

* Yine pek muhtemelen bu kadrolar hiç şaşırmayacağımız öğretim üyeleriyle doldurulacak. Yine pek muhtemelen göreceğiz ki, Boğaziçi Üniversitesi’nin yetkili kurulları, işte bu yeni atanmış öğretim üyelerinden oluşturulacaktır.

* Hâliyle saygıdeğer Rektör Bulu da, nihayet ihtiyacı olan Rektör yardımcılarını ve danışmanlarını bu yeni öğretim üyeleri arasından atayabilecektir.

“İLAHİYAT FAKÜLTESİ DE KURULABİLİR”

Önümüzdeki günlerde Boğaziçi Üniversitesine bir de ilâhiyat fakültesi kurulursa hiç şaşırmayacağını ifade eden Gözler, şunları belirtti:

* Türkiye’de 2019 yılı itibarıyla 99 adet ilâhiyat veya İslâmî ilimler fakültesi var. İlâhiyat fakültesi kurulmamış az sayıdaki devlet üniversitesinden biri Boğaziçi Üniversitesi’dir.

* İlâhiyat fakültelerimiz Türkiye’de muazzam bir gelişme ve yayılma içinde olan fakültelerdir. Kurulduğu her üniversiteyi olağanüstü bir gelişim içine sokan ilâhiyat fakültelerinin bu değerli katkısından Boğaziçi Üniversitesi’ni mahrum bırakmamak gerekir.

“ÜNİVERSİTE İKİYE BÖLÜNEBİLİR, YENİ REKTÖRLER ATANABİLİR”

Boğaziçi Üniversitesi üzerinde tam bir hakimiyet kurulması için üniversitenin ikiye bölünmesi, her birine yeni rektörler atanması, her birinde de yeni fakülteler kurulması, yeni dekan ve yeni öğretim üyeleri atanması gibi ihtimallerin olduğu görüşünü paylaşan Gözler, şunları ifade etti:

* Bunlar benim hayalimden uydurduğum şeyler değil. Bunların hepsinin geçmişte pek çok üniversitede yapıldığına şahit olduk.

* İktidarın üniversitelere hâkim olma sürecinde kullandığı çeşitli yöntemler vardır. Bu yöntemlerin uygulanmasına Boğaziçi Üniversitesi’nde daha yeni başlanmıştır.

* Bugün Boğaziçi Üniversitesi’nde yapılanların hepsi geçmişte Türkiye’de diğer üniversitelerde aynen yapılmıştır.

“TÜRKİYE’NİN YENİ BİR HUKUK FAKÜLTESİNE İHTİYACI YOKTUR”

Yeni bir hukuk fakültesine ihtiyaç olup olmadığı sorusunu yanıtlayan Gözler, “Şüphesiz bazı okuyucular, iktidarın iyi niyetli olabileceğini, belki de iktidarın kamu yararı gördüğü için Boğaziçi Üniversitesi’nde bir hukuk fakültesi kurulmasına karar vermiş olabileceğini düşünebilirler. Ben öyle düşünmüyorum” dedi.

Gözler, şöyle açıklık getirdi:

* Boğaziçi Üniversitesi’nde bir hukuk fakültesi kurulmasında bir kamu yararı yoktur. 2019 yılı itibarıyla Türkiye’de toplam 82 adet hukuk fakültesi vardır. Türkiye’de 2018-2019 öğretim yılı itibarıyla hukuk fakültelerinde toplam 82322 (seksen iki bin üç yüz yirmi iki) öğrenci okumaktadır. Bu rakamlar Türkiye’nin ihtiyacından çok, ama çok fazladır.

* Bugün Türkiye’de o kadar çok hukuk fakültesi vardır ki, bunların çoğu kendilerinde ders verecek hukukçu öğretim üyesi dahi bulamıyorlar. Türkiye’de 2019 yılı itibarıyla 82 hukuk fakültesinden 20’si, kendisine hukukçu bir dekan dahi bulamamıştır.

* Ne kadar acıdır ki 20 hukuk fakültemiz, ilahiyatçı, ziraatçı, tıpçı, kimyacı gibi hukukçu olmayan dekanlar tarafından yönetilmektedir. Dahası Türkiye’de 2019 yılı itibarıyla 82 hukuk fakültesinden 29’u İstanbul’dadır.

* 29 hukuk fakültesi olduğu bir şehre bir hukuk fakültesi daha kurmanın ne gereği vardır? Türkiye’nin de, İstanbul’un da yeni bir hukuk fakültesine ihtiyacı yoktur.

* Türkiye’de bir hukuk fakültesinin olma ihtimalinin en düşük olduğu iki üniversite, hiç şüphesiz ki, Boğaziçi Üniversitesi ve ODTÜ’dür. Bu iki üniversiteye hukuk fakültesi kurmak, bu üniversitelerin varlık sebebiyle ve ruhuyla bağdaşmaz.

* Zaten muhtemelen bu sebeple, ülkemizin eski üniversiteleri arasında yer alan bu iki üniversitemizde bugüne kadar bir hukuk fakültesi kurulmamıştır.

* Hâlâ belki Boğaziçi Üniversitesinde hukuk fakültesi iyi niyetle kurulmuştur diye düşünenler var ise, onlara şunu söylemek isterim: Önümüzdeki günlerde Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesine yeni atanan öğretim üyelerinin kimler olduğunu görünce bu konuda tereddüdünüz kalmayacaktır.

“MAALESEF TÜRKİYE’DE AKADEMİ BİTMİŞTİR”

Prof. Dr. Kemal Gözler, sözlerini “Ülkemiz maalesef akademinin değersizleştirilmesi sürecinden geçti. Bu sürecin neredeyse tamamına yakını tamamlandı. Boğaziçi Üniversitesi bu sürecin son örneklerinden biridir. Maalesef Türkiye’de akademi bitmiştir” ifadeleriyle tamamladı.

İlginizi ÇekebilirBoğaziçi'ne neden iki yeni fakülte açıldı?Boğaziçi’ne neden iki yeni fakülte açıldı?

Author:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir